27 Temmuz 2007 Cuma
GENÇLER NE DİYOR
Türk gençliği harcanıyor
'ÖSS ile ilgili ciddi kaygılarım var. En iyi üniversiteleri bitirsek bile gelecekte iş bulamama olasılığımız oldukça fazla. Sonuç olarak büyük karamsarlık içindeyim.
Benim gibi sınava giren 1 milyon 500 bin genç, hem sınav stresini, hem de sınavdan sonraki stresi yaşıyor. Bu ÖSS, cehennem azabından beter. Hem çalış, didin, kazan sonra da iş bulama! Bu, bizim suçumuz değil. Ne kadar sitem etsem de bu ülkede bazı şeylerin düzelmeyeceği belli. Yoğun talebe rağmen, 300 bin kişilik kontenjan açmaya devam edeceklerse ve mezun olduktan sonra bir işe bin kişi başvuracaksa, Türk gençliği harcanıyor demektir.'
Sesimizi kimse duymuyor
'Ailem benim için köstek değil, destek. Bazı arkadaşlarım, ÖSS stresinin yanında bir de aile baskısı çekiyor. İyi sonuç istediklerini her fırsatta dile getiren aileler, çocuklarına inanılmaz bir baskı uyguluyor. Bu yüzden bazı arkadaşlar, sınav anında iflas ediyor. 'Sınav günü hasta mı olurum? Sınavda soru mu kaydırırım? ÖSYM farklı soru tipleriyle mi karşıma çıkar? Hadi hiçbiri olmadı, istediğim yere yerleştim, mezun oldum, emeğimin karşılığını bulabilecek miyim?' Bu sorular paranoyak bir hastanın sorabileceği tarzda sorular. Ama ben paranoyak biri değilim. Dünyanın hangi ülkesinde hiç durmadan üç saatlik sınav yapılıyor? On dakikalık bir ara dahi verilemez mi?
Esasında bu sorunları dile getirmenin hiçbir işe yaramadığını da biliyorum. Sesimizi duyup harekete geçmesi gerekenler de nedense üstlerine hiç alınmıyorlar, alınsalar da yapabilecekleri bir şey var mı ki...'
Şanslı olmak yetmiyor
'ÖSS kaygım yok, kesin kazanırım, açıkta kalmam' diyen biri ya Amerika yolcusudur ya da günümüz Türkiyesi'nde, ÖSS'nin ne olduğunu bilmiyordur. Eğer ailenin maddi durumu iyiyse, açıkta kalmazsın. Ailenin özel üniversiteyi karşılamayacağını biliyorsan, benim gibi çok çalışman gerekiyor. ÖSS benim için tam bir felaket. Şans da gerekiyor ama bilgi olmadıktan sonra şans bir işe yaramıyor. Kısacası ÖSS için kaygılanmayan bir öğrencinin olacağını zannetmiyorum. Gerçekten kaygılanmayanlar varsa, bunu nasıl başardıklarını bana da söylesinler.'
Geleceğe güvenle bakamıyoruz
'Bugün içinde bulunduğumuz şartlara baktığımızda, bize sunulan şeylerin adil olmadığı apaçık ortada. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki eğitim olanaklarıyla, Anadolu'daki eğitim olanaklarının eşit olmadığı bilinen bir gerçek. ÖSYM'nin her üç senede bir periyodik olarak sistemde 'yenilik' adı altında anlaşılması güç değişiklikler yapması, puanlar ve derslerin ağırlıklarıyla yoyo topu gibi oynaması, hem kafamızı karıştırıyor, hem de geleceğe güvenle bakmamıza engel oluyor. Yeteneklerimize göre değil, devletin belirlediği kriterlere göre yönlendiriliyoruz. Batı hayranlığının bu denli büyük olduğu, ancak eğitiminde hala bu kriterlerce şekillendirildiği bir ülkede, gençlerin iyi ve doğru şeyler üretmesi beklenemez.'
'ÖSS ile ilgili ciddi kaygılarım var. En iyi üniversiteleri bitirsek bile gelecekte iş bulamama olasılığımız oldukça fazla. Sonuç olarak büyük karamsarlık içindeyim.
Benim gibi sınava giren 1 milyon 500 bin genç, hem sınav stresini, hem de sınavdan sonraki stresi yaşıyor. Bu ÖSS, cehennem azabından beter. Hem çalış, didin, kazan sonra da iş bulama! Bu, bizim suçumuz değil. Ne kadar sitem etsem de bu ülkede bazı şeylerin düzelmeyeceği belli. Yoğun talebe rağmen, 300 bin kişilik kontenjan açmaya devam edeceklerse ve mezun olduktan sonra bir işe bin kişi başvuracaksa, Türk gençliği harcanıyor demektir.'
Sesimizi kimse duymuyor
'Ailem benim için köstek değil, destek. Bazı arkadaşlarım, ÖSS stresinin yanında bir de aile baskısı çekiyor. İyi sonuç istediklerini her fırsatta dile getiren aileler, çocuklarına inanılmaz bir baskı uyguluyor. Bu yüzden bazı arkadaşlar, sınav anında iflas ediyor. 'Sınav günü hasta mı olurum? Sınavda soru mu kaydırırım? ÖSYM farklı soru tipleriyle mi karşıma çıkar? Hadi hiçbiri olmadı, istediğim yere yerleştim, mezun oldum, emeğimin karşılığını bulabilecek miyim?' Bu sorular paranoyak bir hastanın sorabileceği tarzda sorular. Ama ben paranoyak biri değilim. Dünyanın hangi ülkesinde hiç durmadan üç saatlik sınav yapılıyor? On dakikalık bir ara dahi verilemez mi?
Esasında bu sorunları dile getirmenin hiçbir işe yaramadığını da biliyorum. Sesimizi duyup harekete geçmesi gerekenler de nedense üstlerine hiç alınmıyorlar, alınsalar da yapabilecekleri bir şey var mı ki...'
Şanslı olmak yetmiyor
'ÖSS kaygım yok, kesin kazanırım, açıkta kalmam' diyen biri ya Amerika yolcusudur ya da günümüz Türkiyesi'nde, ÖSS'nin ne olduğunu bilmiyordur. Eğer ailenin maddi durumu iyiyse, açıkta kalmazsın. Ailenin özel üniversiteyi karşılamayacağını biliyorsan, benim gibi çok çalışman gerekiyor. ÖSS benim için tam bir felaket. Şans da gerekiyor ama bilgi olmadıktan sonra şans bir işe yaramıyor. Kısacası ÖSS için kaygılanmayan bir öğrencinin olacağını zannetmiyorum. Gerçekten kaygılanmayanlar varsa, bunu nasıl başardıklarını bana da söylesinler.'
Geleceğe güvenle bakamıyoruz
'Bugün içinde bulunduğumuz şartlara baktığımızda, bize sunulan şeylerin adil olmadığı apaçık ortada. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki eğitim olanaklarıyla, Anadolu'daki eğitim olanaklarının eşit olmadığı bilinen bir gerçek. ÖSYM'nin her üç senede bir periyodik olarak sistemde 'yenilik' adı altında anlaşılması güç değişiklikler yapması, puanlar ve derslerin ağırlıklarıyla yoyo topu gibi oynaması, hem kafamızı karıştırıyor, hem de geleceğe güvenle bakmamıza engel oluyor. Yeteneklerimize göre değil, devletin belirlediği kriterlere göre yönlendiriliyoruz. Batı hayranlığının bu denli büyük olduğu, ancak eğitiminde hala bu kriterlerce şekillendirildiği bir ülkede, gençlerin iyi ve doğru şeyler üretmesi beklenemez.'
Uzman Psikolog Alanur Özalp, ÖSS sonrasında yemek yemeyen, konuşmayan, sürekli ağlayan gençlerin ailelerine, `Psikoloğa gidin, ardından çocuğunuzu psikoloğa götürün` önerisinde bulundu.
Alanur Özalp yaptığı açıklamada, üniversite sınavına giren çocukların bir kısmının sınavdan mutlu, bir kısmının ise mutsuz ve endişeli çıkacağını belirtti.
Endişeli olan gençlerin davranışlarında bir takım değişiklikler görülüyorsa bunun önemli sonuçlarının olabileceğine işaret eden Özalp, `Çocuğunuz yemek yemiyor, sürekli uyuyor, ağlıyor, konuşmuyorsa önce siz bir psikoloğa gidin, ardından çocuğunuzu götürün` uyarısında bulundu.
Özalp, anne babaya dersane parası verdirdiğini, buna rağmen üniversiteyi kazanamayacağını düşünen gencin suçluluk duyacağını ifade ederken, bu duyguların intihar girişimine yol açabileceğini bildiridi. Özalp, psikoloğa gitmenin bu gibi sonuçları önleyebileceğini anlattı.
Alanur Özalp yaptığı açıklamada, üniversite sınavına giren çocukların bir kısmının sınavdan mutlu, bir kısmının ise mutsuz ve endişeli çıkacağını belirtti.
Endişeli olan gençlerin davranışlarında bir takım değişiklikler görülüyorsa bunun önemli sonuçlarının olabileceğine işaret eden Özalp, `Çocuğunuz yemek yemiyor, sürekli uyuyor, ağlıyor, konuşmuyorsa önce siz bir psikoloğa gidin, ardından çocuğunuzu götürün` uyarısında bulundu.
Özalp, anne babaya dersane parası verdirdiğini, buna rağmen üniversiteyi kazanamayacağını düşünen gencin suçluluk duyacağını ifade ederken, bu duyguların intihar girişimine yol açabileceğini bildiridi. Özalp, psikoloğa gitmenin bu gibi sonuçları önleyebileceğini anlattı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)